26 Temmuz 2010 Pazartesi

Zaman kötü, kolla dötü..


Adaptasyon denen sorunumu topragıma ayak bastıgım andan ıtıbaren baslayan garipliklerle, yasadıgım olaylar sayesınde az cok yenmeyı basardım.

Hatta o kadar ki kahvaltıda ekmek arası döner, lahmacun falan yiyiyorum.. Elimden gelse odanın icinde mangal yapacagım o derece.Uzaktan bakıldıgında safkan bir türk kızından ziyade safkan bir kıroyu andırıyorum. Süs püs desen hak getire, bacagımda pijamam elimde kumanda yayılıyorum evde. Aksam serınlıgınde mahallenin hatunlarıyla cayımızı demleyıp on numara dedıkodu yapıyoruz..Gerci bir süredir ordan oraya göçebe hayatı yasadıgım icin bavul hazırlayıp bavul yerlestırmekle gecıyor hayatım. Ankara'dan yenı geldım mesela, ıkı gun sonra da enk'ın dugunu için tekrar dönecegım..

Şuansa iç anadolunun ücra bir ilçesinde cayır cayır yanmaktayım, deniz olmadıgı için serinleme formulu olarak hortumla ıslatıyorum kendimi. ev desen yol gecen hanı gibi giren cıkan belırsız. özel hayat sıfır.. Bu kimin hayadı gelen gecen dayadı..

Ucaktan iner inmez agzını parayla acan acgözlu milletimızle basladı her sey.. Bavullarımı koymak ıcın araba almaya tesebbus eder etmez esmer yağız klasik bır türk delikanlısı 'hoop arabaların fiyati 2 lira' dedi. Kardesım ne türk liram ne de bozuk param var diyorum 'olsun bız tüm de alırız' dıye pıskınlık etmeye basladılar. Halbuki bilseydim paralı oldugunu daha önceden tedarikli olur yarım saat agac olmazdım orda. Allah'tan döviz bozulan kücük bır bayi acmıslar, bozdurur bozdurmaz faizıyle suratlarına carptım parayı. Hiç halden anlamıyorlar valla delırdım.

Ve daha ilk badirenin şokunu atlatmadan pasaport kontrolu yapılan yerde ıkıncı bır darbe daha yedim . Ecnebilere gül gül acılıp yaglayıp ballayan yalaka memurlar bana bırakın bı meraba demeyi işlemler bitince buyrun falan bıle demeden çaaaattt diye atıverdi pasaportumu önume. sanki köpegin önune kemık atıyor hayvan herıfler.Bitti mı işlem gıdeyım mı diyıorum cevap bile vermiyorlar. sinirden kudurdum resmen. Hic tanımadıgı ınsanlara bıle sureklı 'meraba, tskler, nasılsın' dıye nezaket kurallarına aşırı hatta bıkkınlık yaratacak derecede uyan bir ulkeden geldıgımden midir nedir cok yadırgadım bu durumu. (Hatta bir cok turk dizinde işveclilerin bu asırı nezaketlı yönu bır cok kez tiye alınmıstır.)uzun zamandır Tr'ye gelmememın de payı büyük tabi.

Bir keresinde Ankara'da bir magzaya girdim elbise denemek için kabine dogru ilerdim, sıra vardı ben de epey bir sure sıramı bekledım. tam sıram geldi gireyim derken mahkeme suratlı bir hatun beklemeden etmeden kabıne girmeye calıstı. Hanfendi benim sıram dedım. iki dk da deneyıp cıkacagım dedı. ben de iki dk da deneyıp cıkacagım dedım- ki gercekten fazla vaktimiz yoktu sehir dısına cıkacagımız için benım ısrarımla girmistık magzaya. neyse girdim uzerimi bile cıkarmadan elbiseyı pantolonumun uzerinden gecirdım, kabinde de ayna yokmus mecburen bakmak için dısarı cıktım. Daha aynaya bile bakamadan yine aynı kadın cantanı al da sunu deneyeyım dıye carlamaya basladı -ki ondan önce daha bir sürü ınsan sıra beklemekteydi. Hanfendı dedim daha 2 dk bile olmadı deneyeli aynaya bile baktırmıyorsunuz, benı strese sokmaya ne hakkınız var dedim. Bir ton laf saydı bana, acelesi varmışmış. sinirlendım aynaya bile bakmadan cıkardım elbiseyi, ne kadar saygısız ınsanlar var ya dedım. O anda kıyamet koptu.. Kadın sanki tacize hatta tecavuze ugruyormus gibi cıglıklar atmaya basladı ' agzını topla ahlaksız kadııııınnnnnnnnn, senin agzını caaaaarrrrrrrt dıye yırtarım, kaltakkkk' .. Butun magaza basımıza toplandı, tek kelime edemedım resmen şoka girdim. Kadın üstüme yürümeye basladı, görseniz tam psıkopat tipli alman ayıları gıbı iri, yüzünde yara izi falan vardı abartmıyorum valla. Ablam kolumdan tutup dısarı cıkardı beni, begendigim elbiseyı de alamadım. Ama herkes bana hakverdi kadın orda kendini rezil etti, sanırım sorunlu bir ınsandı sırada bekleyenler de ses cıkarmadan yerini ona verdi. Ya duyanda anasına bacısına küfrettım sanar. O günkı yasadıgım saskınlıgı hala atlatabilmıs degilim. Derken yan magazaya gectim. Orada calısan bir bayan eleman yanlıslıkla bir bardak kırdı ayagımın dibinde, hatta ayagıma sıcradı camın bir parcası. Bir bardak için patronla bunlar birbirlerine girmesın mı. İcerısı musterı kaynıyor kimsenin ipledigi yok. Tüm personel birbirini çemkirmeye basladı.

Kaplumbaga kabugundan cıkmıs kabugunu begenmıyor dıyeceksınız belkı bana ama inanın öyle degıl. Genel anlamda olmasa da gercekten cok fazla sorunlu insan var bu ulkede. İşveç'te basbakana bıle sen diye hıtap edilir mesela. Bir temızlıkcıyle, bir holdıng sahibi eşit degere ve saygıya sahiptir. Bey, hanım, efendim, siz tabirleri yoktur, herkese sadece 'sen' diye hitap edilir. emredersiniz veya dıger emır kiplerini asla kimse kimseye kullanmaz, kullanamaz.. İki ulke arasındakı bu buyuk farkı görunce memleketımız adına uzulmuyor degilim. Pekala biz de bunu basarabilirdik, ama kimsenin bunun için çaba sarfettıgı yok ne yazık kı.


Bu ve bunun gıbı olaylara cok tanık oldum. Ugursuzluk bende mı yoksa alnımda mı yazıyor saf oldugum bilmiyorum ama herkes bana kazık atmaya calıstı. Türk parasını hala karıstırıyorum mesela..bunu farkeden taksi şoförleri, kozmetik dükkanları vs keklemeye calıstı benı ama yavas yavas raconu ögrenmeye basladım.. Bi de Avrupa'ya oranla burası katkat daha ucuz. Örnegin benım orda aldıgım bir tane oje fiyatına, burda hem daha kalıtelısınden hem de daha guzelınden 20 tane alıyorum.. Bu yuzden gök görmemiş gibi her gördugume yapışınca magazalarda özel ilgi göruyorum. Acıkcası bu da cok hosuma gıdıyor..


Ya bir de kimse alınmasın ama kendımı hala yabancı bir ülkede gibi hissedıyorum cunkı nereye gidersem gıdeyim kimse türkçe konusmuyor. Sokaklarda, magazalarda, kuaförlerde, hastanelerde, her yerde herkes kürtçe konusuyor ve hiç bir sey anlamıyorum. Sankı baska bir ulkedeymısım gibi hissediyorum.. Türkiye'de yabancı dil özgurlugu yok dıyen isveclıler görselerdı bu durumu kendilerinden utanırlardı.


Bütün bu olumsuzluklardan sonra bir ara ' acaba temellı dönmekle hatamı ettım' dıye ikileme düstüysemde zamanla gördugum guzellıklerle ve sevecen insanlarımızla gecirdıgım harika vakitlerle kafamdaki butun soru ısaretleri ucup gitti. (Onları da sırası gelınce anlatacagım.)Halımden gayet memnunum.. Memleketımız gıbısı yok.

Ben de durumlar böyle, babaannemin hastanede olması dısında pek bir pürüz yok simdilik. Enk'in dugun telasını da atlatalım bloga daha cok zaman ayırmaya calısacagım.


Şimdi köşeme cekilip komsularla cayımı hüpürdetecegim, kulunclarımı ovduracagım. Ohh be hayat bana guzel. Kandiliniz mubarek olsun.

Görusene dek kendinıze ıyı bakın.

adios, ben kaçios.




Stromae - Alors On Danse
Yükleyen StromaeOfficiel. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaÅ�ayın!

24 yorum:

Dıydıycıhatun Şahika Eserek dedi ki...

walla bende böyle tipleri görünce çok utanıyorum memleketimden, siz insansanız ben değilim ulan demek istiyorum, kaçıp gidesim geliyo çoğu zaman ama gözüm de almaz elin memleketinde hasretlik çekmeyi filan... iki ucu moklu değnek valla bacım napcan alışıcan artık, paçozla paçoz olcan hanımla hanım başka yolu yok zannımca :)

Tuğçe Bektaş dedi ki...

Bende soyunma kabinimin önünde bekleyen tiplerden hiç hoşlanmam. ONları bir tehdit olarak algılıyor bünyem. Zaten kabinde o giysiyi alıp almayacağıma karar vermek için sağlıklı düşünmeye ihtiyacım var. Kabin kapısındaki tacizler yüzünden ya hiç işime yaramayacak dandik bişeyi kaçırmayım diye alıyorum yada süper güzel birşeyi "amaaaan neysee" diyip bırakıyorum.

Leah dedi ki...

eLLa sen nerelerde kalıyorsun kuzum? Ben Kürtçe falan duymuyorum hiç. Hani 1-2 kere duyman tamam da sürekli duyuyorum, kendimi yabancı ülkede hissediyorum demen garip geldi.

Judy Abbott dedi ki...

Üniversitedeyken İsveç'e bi öğrenci organizasyonuna gitmiştim. Geçit törenini izliyordum ki yanımda bi adam belirdi, "aa sen dekansın di mi" deyip laylaylom muhabbete başlamıştım. Türkiyede bırak muhabbeti, Dekan odasından çıkıp yanına gelmez bile, bi de aa sen dekansın dersen ağzını burnunu kırar herhalde. Halbuki İsveçli dekan ne kadar doğal ve şirindi. Maalesef burada böyle. Ayrıca mağazadaki insanların haklarını savunmamasına da uyuz oldum.

marla dedi ki...

Burda herkes bi isim ve mevki oluşturma çabası içinde o isim oluşuncada hooop popolar iki metre yukarı kalkıyor:)
Ayrıca Ankara'yada değinmişken Ankara çığır aşmış bir il bu kabalık mevzusunda çok kaba saba insanlar var çook.

Nida Ersin dedi ki...

Cancağızım! ben seni daha Stockholum da iken uyarmıştım,hazırlıklı ol diye,,sense élla uyaroğlu diyordun ya şimdi niye yanpiri yanpiri konuşuyorsun?

Hele senin hatunlarla çay partisi yaptığın köyü hatırladım Dedem Dersim'den geldiğinde bizde bir müddet Beşkardeşler'de oturmüştuk arada bir Kulu'ya alışverişe giderdik hafızan anca açıldı more.)

Anlatacam da, tanış çıkarsın diye geride duruyom.)

Sakın ha sataşanlara kulak asma,yoksam gözlüğünün camını kaybedersin!!nasılsa yakında döneceksin şefin Papawasillos seni dört gözle bekliyor élla gelsede izin serüvenlerini anlatsa diye,güzelim maceralarını anlata anlata bitiremezsin! holiliyo holiliyo çırtiko:)

Fazla tatil konularına çemkirenleride KULU Sey.Turzm havale et, olurmi yevrum.Öpüyom.

HO's dedi ki...

ay okurken ruhum daraldı bıktım şu ülkenin mal insanlarından. Sen birde ne zamandır alışkın değilsin kimbilir nasıl bocaladın :))İzmir'de çok merkezi ve güzel bir semtte oturmama rağmen bende bolca kürtçe duyuyorum. Seninde bolca duymanda bir gariplik sezmedim kendi adıma.
Ülkemi çok seviyorum fakat gerçekten çığrından çıkmaya başladı, belki bu tarz insanlar dünyanın dört bir yanında bulunabilir fakat sanki bizimkiler daha densiz ve hadsiz gibi geliyor :)

Syrakusa dedi ki...

babannene geçmiş olsun Ella. Umarım çabuk atlatır. Veee türkiyeye hoşgeldin :)) arayı açma blogu takipteyiz..

style m dedi ki...

ella alemsin valla.
bende yeni geldim tr den bende temelli dusunenlerdenim hayirlisi.yinede ülkemiz gibisi yok birazcik anlattigin türdeki insanlarda olmasa süper .
orasi türkiye olur öyle,deyip gec .
havasina suyuna...
bir baskadir benim memleketim ahh.
iyi tatiller tatlim

hisyy dedi ki...

etrafta çok çeşitli türden insanlar olduğu bir gerçek.ve bazen cidden bizleri çileden çıkartabiliyorlar.ama bu tarz insanlar her yerde vardr diye düşünüyorum.Etrafında fazlaca kürtçe duymak seni neden rahatsız etti onu anlayamadım sadece.ki bu muhtemelen bulunduğun yerden kaynaklanıyordur..umarım bir an önce alışırsın ülkene ülkemize :)
sevgiler!

)-( Asabi BalıK )-( dedi ki...

Ben de Ankarada yaşıyorum ve esnaflardan azami ölçüde şikayetçiyim. Müşteriden önce onlar çingenelik yapıyorlar. Benim güzel memleketimde -gerçek Anadolu'da- müşteri baş tacıdır. Burada esnaflar çok küstah, "iptir git, nasılsa bir daha görmeyeceğim sürüyle müşterim olur" yaklaşımındalar.
Amaaa gene de güzellikleri de bol bir milletiz. Samimiyeti yakalayabilirsen ne alaaa. Umarım geleceğin hayırlı olur...

Ms. Muffins dedi ki...

Iste ben de dondukten sonra ayni bunlarla karsilastigim icin sana donme demistim ama neyse bakalim, ben sana diyim biz 1 seneye kalmadan geri doneriz. En azindan ben donerim.

Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ нandan dedi ki...

valla okurken cok sasırdım neresi bura diye çok merak ettim, ben her çeşit insan tipi olan en cok nusufa sahip olan İstanbul da yasıyorum bir kere bu dediklerine tanık olmadım, kürtçe diyorsun ya şaşırdım tmm konusan var ama öyle heryerde yok ki. Sonra sana kaltak diyen bir kadın ben sosyetik kesimde oturmuyorum ama insan insanlıgını bilir ne demek kaltak ya,çingenelerin agzı cok bozuktur inanki onlardan bile böyle bir hitap duymadım.

Saygısızlık var , hak yeme var ama bu tip olayları görmedim ve senin basına gelmesine üzüldüm.

TuTsİ dedi ki...

A l ı ş m a
k a ç
k u r t u l :)


Sağlıcakla kal salla o kartoloşları sevgisiz şefkatsiz hayvani yanı ağır basan
ülkem hayvanı onlar sittiret.

MeL' jones dedi ki...

:/ nerlerdesın sen :/
neden kayboldun :/ bence bana ulasmalısın:/ bence bence :/ :(

Nida Ersin dedi ki...

élla'cık
cık kelimesine takılma cancağızım ruhumun daralmasından o tür yazdım.)

ehh, kısa zaman da böyle asosyal münasebetler yaşamak geleceğine kuşkulu bakmayı öngörmüyormu?

Ama dönüş yok -bıcak kından çıktı-dersen bana bir şarkıyı hatırlatıyorsun o zaman "gitmekmi zor kalmakmı zor" yaahda! "Bir rüzgardır,gelir geçer sanmıştım"ı

Seçeneğin çok ta -iki arada bir derede-sin imaji var haliruhiyende, karar vermen için birkaç pandomine daha mı atlanman lazım bir tanem, beni kan kardeşini resmen sırat köprüsünün başına bekçi ettin.:)

Bu gün kopenhawen'den Malmo'ya geçtim stockholum'a gidesim gelmedi heele hele senin yaşadıklarını da öğerendikçe inan bu kız hangi akla hizmet etti sorusuna bile tahammül edemiyorum "yol yakınken dönelim" bestesine ajite oluyorum.İstersen fazla zorlama kendini yazık etme gençliğine o senin -yagız- dediklerinden burada da çok eşşek yüküyle...!?

Neyse .."bir gezginin hatıra defteri" deki alıntıları en kısa zamanda ulaştırmanı bekliyor,hatta öpiyom üzgülerimin kabulünü rica ediyorum.))
Kankan (ne)

éLLa dedi ki...

yorumlarınızı okuyorum ama bir turlu cevap yazamadım affidersi.

babaannem suanda risklı bir amelıyatta ve ben burda dokuncunun sancısını cekıyorum. ha dogdu ha dogacak. Bizim icin dua edin emi.
herkeslere sevgiler.

nida selam eyle vikinglere :)

Syrakusa dedi ki...

iyi haberlerini bekliyoruz.

Nida Ersin dedi ki...

élla'cığım:))

Babaanne'nin sağlık sorunu ne oldu bilgilendirirmisin? seninle beraber onuda merak ediyorum!

Geçmiş olsun dileklerimi kabul et!
Wiking'lerden de selam iletiyorum(.

Hoşçakal canım benim.))

(ne)

Baby Jeans dedi ki...

Bence İsveç'te herkese sen denilmesi hem güzel hem de değil. Mesela 'seni' :) yakından tanıyan biriyle, hiç tanımayan, aranızda mesafe ve resmiyet olması gereken birinin hitap tarzında bi farklılık olmalı. Ben de Türkiye'de milletin öyle hemen sen sen sen diye girişmesine sinir olurum. Oysa misal, Fransa'da öyle kolay kolay vous'dan vazgeçip tu demezler, o kişi izin vermedikçe..

Ve ayrıca o asabi teyzelerden bana da denk geldi malesef. Genç kızları kıskanıyorlar bence ;)

Savaş Çalışkan dedi ki...

a s l ı n d a z a m a n k ö t ü d e ğ i l z a m a n l a p r o b l e m i m y o k ö y l e o l s a h o m o e r e c t u s l a r d ü n y a n ı n e n i y i n i y e t l i s i o l u r l a r d ı .

okunmayacak dedim.

Korhan dedi ki...

Maalesef hiç bir zaman kendimize konduramadığımız ve toplumsal gaza gelmelerimizle görmezden geldiğimiz şeyleri yazmışsın. Özellikle "kürtçe konuşma" kısmına takıldım.Takıldım çünkü bunu duymadıklarını söyleyen insanların yaşadığı yeri merak ettim.Konuşulmasına itirazım olmamakla birlikte "dilimizi konuşamıyoruz" diye her dakika şikayet eden bir kesim olması azıcık komik kaçıyor. İstanbul'un hemen her yerinde duyuyorum.Batma sebebide bağıra çağıra konuşmaları olabilir. En basit örneği ile Avrupa yakasının esas otogarı olan Esenler'de Türkçe duymak neredeyse mümkün değil.Yaşadıkların kötü de olsa olsun güzel yanları da var ülkenin napalım :)

minik dedi ki...

Merhaba,
bahsettiğin türdeki insanlarla dünyanın heryerinde karşılaşabilirsin emin ol.2009 yılının aralık ayında çalıştığım kamu kurumu tarafından İsveçe gönderildim.Orada da çok kibar insanlarla kaba sevimsiz insanlar iç içe çalışıyor.Katıldığım toplantıda belediye yetkilisi personeline ingilizce herkesin ortasında küfretti.Şaşkınlıkla dinledim.
Sen -siz meselesine gelince ;ben kişisel alanıma özen gösteren bir insanım.Hiç tanımadığım bir banka görevlisinin bana
-Senin ne işin var demesini hoş karşılamam.Tanıdığım görüştüğüm insanlara tabiki sen diye hitap ederim.
Türkiyeye gelince; gerek iş icabı gerekse özel ilgi alanım dolayısıyla biçok dünya ülkesini gezdim.Ve bence Türkiye gerçekten güzel bir ülke.Burayı yaşanır kılacak bizleriz.
Dilerim Türkiyedeki yeni hayatına kısa zamanda alışır ve çok mutlu olursun.Sevgiler...

Yelge dedi ki...

Yüz verdik deliye geldi sçtı halıya.

Burdaki "deli" kürtler oluyor. kardeşimiz diye diye bu hale geleceği belliydi.